Labirent Tv Haber, Spor, Ekonomi, Yaşam | labirenttv.com
2026-04-26 21:20:37

Medeniyet Mîrasımızın Unutulan Anahtarı: Def-i Mefâsid

Mithat GÜDÜ

mgudu@labirenttv.com 26 Nisan 2026, 21:20

Eğitimden Ticarete, Adaletten Siyasete Toplumsal Bir Muhasebe

Medeniyet Mîrasımızın Unutulan Anahtarı: Def-i Mefâsid

Osmanlı’nın hukuk mîrası olan Mecelle-i Ahkâm-ı Adliye’nin 30. maddesi, bugün hâlâ yolumuzu aydınlatabilecek bir temel prensibi hatırlatıyor: “Def-i mefâsid celb-i menâfî’den evlâdır.” Yani, kötülükleri ve zararları önlemek, fayda sağlamaktan daha önceliklidir.

• Def-i mefâsid: Zararlı, bozuk, kötü şeyleri gidermek / önlemek

• Celb-i menâfi‘: Faydalı, yararlı şeyleri elde etmek / sağlamak

• Evlâdır: Daha önceliklidir / daha üstündür

Zararı önlemek, fayda sağlamaktan daha önceliklidir.

Bu ilke, yalnızca hukukî bir kaide değil; aynı zamanda ahlâkî, sosyal ve siyasî bir ölçüdür. Çünkü bir toplumun çöküşü, çoğu zaman fayda arayışından değil, zararı görmezden gelmesinden doğar.

Bir zarar gerçekleştiğinde, sonuçları çoğu zaman geri döndürülemez olur. Fayda ise çoğu kez ertelenebilir, telafi edilebilir veya yeniden kazanılabilir. Bu yüzden ilke nettir: Önce zararı durdur, sonra faydayı getir.

Eğitimde İfsat

Bugün eğitim sistemimiz, bilgi üretmekten çok diploma üretmeye odaklanmış durumda. Çocuklarımız ezber makinesi hâline getiriliyor; merak, sorgulama ve yaratıcılık törpüleniyor. Daha kötüsü, eğitimde ahlâkî ve mânevî temeller zayıflıyor. Dînî ve vicdanî değerlerden uzak bir eğitim, zeki ama vicdansız, başarılı ama mutsuz nesiller yetiştiriyor. İşte burada “def-i mefâsid” devreye girmeli: Önce bu boşluğu gidermek, sonra fayda aramak gerekir.

Adalette İfsat

Adaletin terazisi bozulduğunda, toplumun bütün dengesi sarsılır. Bugün mahkemelerde geciken davalar, siyasî baskılar veya çıkar ilişkileri, adaletin güvenilirliğini zedeliyor. Bir haksızlığın önlenmesi, bin menfaatten daha değerlidir. Çünkü adaletin olmadığı yerde ticaret de, siyaset de, aile de ifsat olur.

Siyasette İfsat

Siyaset, halka hizmet için bir araç olması gerekirken, çoğu zaman çıkar çatışmalarının arenasına dönüşüyor. Popülizm uğruna verilen sözler, kısa vadeli menfaatler uğruna yapılan politikalar, uzun vadede toplumu zarara uğratıyor. Burada da ilke açık: Önce zararı durdurmak, sonra faydayı aramak. Halkın güvenini kaybetmiş bir siyaset, en büyük ifsattır.

Ticarette İfsat

Ticaretin özü güven ve ahlâktır. Ancak günümüzde hileli ürünler, sahte indirimler, faiz ve spekülasyonlarla dolu bir piyasa, toplumu ifsat ediyor. Bir tüccarın kazancı, müşterisini aldatmamasıyla başlar. Zararın önlenmesi, kârın elde edilmesinden önce gelir.

Sosyal ve Beşerî İlişkilerde İfsat

Aile bağları zayıflıyor, komşuluk ilişkileri yok oluyor, bireycilik ve çıkarcılık toplumsal dokuyu çürütüyor. Sosyal medyanın yanlış kullanımı, dedikodu ve iftira kültürünü besliyor. Oysa zararı önlemek, fayda sağlamaktan önce gelir. Bir aileyi yıkmamak, bir toplumu ayakta tutmaktan daha önceliklidir.

İlkenin Evrensel Mesajı

“Def-i mefâsid celb-i menâfî’den evlâdır” prensibi, aslında bir risk yönetimi çağrısıdır.

Bugün gençlere yönelik zararlı alışkanlıkları teşvik eden yolları kapatmak, onları faydalı etkinliklere yönlendirmekten daha önceliklidir. Aileler ve idareciler, önce kötülüğe götüren kapıları kapatmalı; zararlı yayınları, bağımlılık yapan alışkanlıkları ve yozlaştırıcı etkenleri engellemelidir. Çünkü kötülüğün önü alınmadan, faydalı bir eğitim veya sosyal faaliyet kalıcı bir etki doğurmaz. 

Tasavvufta da böyledir: Günahlardan sakınmak, nâfile ibadetlerden önce gelir. Çünkü kalpteki kiri temizlemeden üzerine güzellik inşâ edilemez.

İfsadı Durdur, Vicdanı Kurtar

Bugün toplum olarak yapmamız gereken, önce ifsat eden unsurları durdurmaktır. Görev açıktır: 

- Eğitimde ruhu öldüren sistemlere karşı durmak,

- Adalette güveni zedeleyen haksızlıklara set çekmek,

- Siyasette çıkarcılığı ve popülizmi reddetmek,

- Ticarette hileyi ve aldatmayı engellemek, 

- Aile ve toplumda yozlaşmayı önlemek…

Bunlar durdurulmadıkça, elde edilecek hiçbir fayda kalıcı olmayacaktır.

Bugün bize düşen görev, Mecelle’nin bu köklü ilkesini yeniden hatırlamak ve hayatın her alanında uygulamaktır. Çünkü zararı önlemek, faydayı aramaktan evlâdır. Gerçek fayda, zararı önlemekle başlar. Bir milletin geleceğini kurtarmak için önce ifsat eden unsurları def etmek gerekir. Aksi hâlde, elde edilen menfaatler sadece geçici bir aldanıştan ibaret kalır.

Bizim neslimiz, ancak kötülükleri def ederek kurtulabilir.
Bizim toplumumuz, ancak vicdanı koruyarak ayakta kalabilir.
Bizim milletimiz, ancak ifsadı durdurarak geleceğe yürüyebilir.

Eğitimde, adalette, siyasette, ticarette ve sosyal hayatta tek şiârımız şu olmalıdır:
"Önce zararı durdur, sonra faydayı ara."

Mithat Güdü
Emekli İmam Hatip ve Gazeteci-Yazar

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.